Şairin kelimelerde gezindiği bir akşamda, kalemim battaniye gibi üstüme çekiliyor ve ben de satırların içinden çıkan bambaşka bir sanatla karşılaşıyorum. Şiir sanatı sürprizli bir masala dönüştüğünde, duyguların ne kadarlık bir mesafe almak zorunda kaldığını düşünmeden edemiyorum. Binlerce kişinin anlaması için notlar bırakıyorum; bazen kendimi bir yolculukta gibi hissediyorum ve bu yolculuk, adımlarımın ritmiyle ilerliyor.

Yaşanan her anın ölçüsü sadece rakamlar değil; kelimeler, dokular ve hisler de söz sahibi. Bedenin sınırları, gerçek anlamda neyi ifade eder sorusunu getiriyor akıla. Bazen santimetreler tartışılır, bazen de kendini bulmanın yolunda sözleşiyo gibi bir güç hissedilir ve bir anıt gibi kalır. Ancak seks yalnızca boyutlara indirgenebilecek bir konu değildir; öpüşmenin incelikleri, dokunuşun kıymeti ve paylaşılan sıcak anlar da en az tekil deneyimler kadar önem taşır.
Bir kadının kollarında kendini kaybettiğini görmek, ruhun derinliklerinde yankılanan bir gururun neler hissettirdiğini anımsatır. Karşıdakiye değer vermenin, onun için en önemli ölçü olmadığını anlarım; değer, karşılıksız bir yaklaşım ve karşılık beklemeden kurulan güvenle belirginleşir. Görüşler değiştiğinde bile samimi bir bağın sürmesi için karşılıklı saygı gereklidir.

Bu yolculukta adımlarıma eşlik eden kimlikler ve anılar var: 29 demenin ardındaki gençlik duygusu, isminin hatırında kalması için küçük bir oyun; bazen yaşın gerisinde kalıp kendini genç hissettiğin anlar. Yaşın ne kadar olduğuna bakılmaksızın, içten gelen bir çekim ve paylaşım arzusu bu deneyimi şekillendirir. İçimdeki tutku hala canlı; ve bu yolculukta, karşımda beni dinleyen ve benimle yan yana yürüyen birinin olması en kıymetlisi.
İçtenliğin ve saygının küçücük dokunuşları, masalsı bir aşkın en gerçek sesidir. Bu nedenle kandırmaya değil, karşılıklı güvene ve samimiyete dayanan bir iletişimi seçiyorum; çünkü coşku, iki kişinin karşılıklı olarak birbirine kattığı değerlerle büyür.

